Bir Hediye Ne Kadar Etki Yaratabilir?

Bir Hediye Ne Kadar Etki Yaratabilir?

Bir kutu sabun, bir seramik kap, bir ipek fular dünyayı değiştirmez, tabii ki. Ama bir kaç şeyi değiştirebilir. Kimin emeğinin karşılık bulduğunu, hangi bilginin aktarıldığını ve hangi hikayenin yaşamaya devam ettiğini. Bağ Koleksiyonunu yaparken "etki" kelimesini bu üç anlamda düşündük.

Kimin emeği karşılık buluyor?

Koleksiyon ilk yılında 30'a yakın zanaatkâr ve üreticiyle hayata geçiyor. Üç yılın sonunda bu sayının 120'yi aşmasını hedefliyoruz. Ama salt rakam bizi tam anlatmıyor. Asıl önemli olan üreticilere adil ve zamanında ödeme yapan bir modelle çalışmak. Adil ücret bu modelde bir tercih değil, temel ilke.

Bunun ötesinde, üreticiyle kurduğumuz ilişki salt ticari değil. AR-GE sürecine dahil olan bir kadın sosyal girişimci, geliştirdiği formülü bir kadın kooperatifiyle paylaşıyor, onlara eğitim veriyor. Bilgi aktarılıyor, kapasite büyüyor. Bu da önemli bir etki.

Hangi bilgi aktarılıyor?

Ankara'nın anlatılmayan katmanlarını ürüne dönüştürmek başlı başına bir etki. Gordion'un haritası bir seramiğe kazınıyor. Nallıhan'ın 10 milyon yıllık kaya katmanlarının renkleri bir ipek fularda yaşıyor. Kızılırmak'ın iki yakası bir fibulada buluşuyor. Bunlar dekoratif tercihler değil, görünmeyeni görünür kılma çabası.

Bu doğal ve kültürel miras katmanları ile o ürünleri alan insanlar arasında sessiz bir hafıza aktarımı gerçekleşiyor. Bir zanaat devam ediyor. Bir yer adı, bir nehir, bir jeolojik oluşum  çağdaş ve gündelik nesnelerde de yaşamaya başlıyor.

Hangi hikaye yaşamaya devam ediyor?

Koleksiyondan elde edilen tüm gelir üreticilere ve Impact Hub Ankara'nın insana ve gezegene öncelik veren çalışmalarına geri dönüyor. Bir ürün aldığınızda bir zinciri harekete geçiriyorsunuz. Bir ürünün etkisi o ürünü alan kişiyle bitmiyor. Bir hediye başka ellere geçiyor, bir hikaye başka ağızlardan anlatılıyor, bir üretici başka bir üreticiyle tanışıyor. Bağ Koleksiyonu bu zincirlerin kasıtlı olarak kurulduğu bir model. 

Etki birikerek büyüyor. Tıpkı Ankara'nın şehrin altında görünmeden akan dereleri gibi, bir yerden doğuyor, başka bir yerde yüzeye çıkıyor ve geçtiği topraklara hayat veriyor.