Bağ Koleksiyonu
Bag Koleksiyonu, Ankara’nın toprağında, hafızasında ve insanlarında yaşamaya devam eden izlerden doğdu.Bağ, Ankara için çok katmanlı bir kelime. Üzüm bağlarını, dereleri, ilçeleri, toprağın bereketini ve bu şehirle kurulan duygusal ilişkiyi aynı anda taşır. Çinçin Bağları’nda, Seyran Bağları’nda, Kavaklıdere’de, Akdere’de, Bülbülderesi’nde ve daha pek çok semt adında Ankara’nın eski coğrafyası hâlâ kendini hatırlatır.
Bu koleksiyon, o hatırlamanın içinden yola çıkar. Ankara’nın bağlarını, derelerini, bozkırını, göllerini, tümülüslerini, kaya katmanlarını, kuşlarını, yerel tatlarını ve üretici ellerini bir araya getirir. Her ürün, Ankara’nın başka bir katmanından iz taşır. Bazen Gordion’un tümülüslerinden, bazen Nallıhan’ın renkli tepelerinden, bazen Mogan’ın suyundan, bazen Kalecik’in bağlarından, bazen de bozkırın ardıç kokusundan beslenir.
Bağ Koleksiyonu, Ankara’yla kurduğumuz sessiz ama güçlü ilişkiyi gündelik hayata taşıyan bir davet.
Şehrin izleri, tasarımın dili
Bağ Koleksiyonu’nda her ürün bir hikâyeyle başlar.
Bir yer adı, bir doğal oluşum, bir bitki, bir koku, bir renk ya da bir üretim biçimi; koleksiyonun tasarım diline dönüşür. Gordion’un katmanlı topografyası seramik bir forma, Nallıhan’ın kaya renkleri ipek yüzeye, Mogan’ın su izleri ebru desenine, Kalecik’in bağ kültürü üzüm formundaki bir aksesuara, bozkırın renkleri ve ardıç kokusu artizan sabunlara taşınır.
Tasarım burada yalnızca güzel bir nesne üretmenin yolu değil; Ankara’ya ait bir izi bugüne taşımanın aracı. Renk, koku, malzeme, form ve kullanım biçimi bu hikâyenin parçası olarak düşünülür.
Şehri katmanlarıyla okumak
Bağ Koleksiyonu, Ankara’yı doğası, semt adları, üretim kültürü, zanaatı, Cumhuriyet mirası ve gündelik hayatın izleriyle birlikte ele alır. Her ürün, şehrin farklı bir katmanını bugünün diliyle yeniden düşünür.
Üretimi hikâyeye dahil etmek
Bağ Koleksiyonu’nda ürün yalnızca estetik bir sonuç olarak ele alınmaz. Kiminle üretildiği, hangi emeği görünür kıldığı, hangi yerel bilgiyi taşıdığı ve hangi üretim ilişkisini güçlendirdiği de hikâyenin parçasıdır.
Anlamı tasarıma dönüştürmek
Koleksiyondaki her ürün, geniş bir araştırma alanından damıtılmış bir fikre dayanır. Seçilen tema; rengi, malzemesi, formu, kokusu, hikâyesi ve kullanım biçimiyle taşınabilir bir tasarım nesnesine dönüşür.
Birlikte üretilen bir koleksiyon
Bağ Koleksiyonu, Ankara’daki zanaatkârlar, kadın kooperatifleri, yerel üreticiler, sosyal girişimciler ve yaratıcı profesyonellerle birlikte gelişti.
Seramikten ipeğe, ebrudan metale, doğal kokudan yerel tatlara kadar her ürün birçok elin, bilginin ve denemenin bir araya gelmesiyle ortaya çıktı. Bu yüzden koleksiyondaki her parça yalnızca bir ürün değil; aynı zamanda bir karşılaşma, bir üretim ilişkisi ve bir hikâye taşıyıcısı.
Kiminle üretildiği, hangi emeği görünür kıldığı ve hangi yerel bilgiyi aktardığı Bağ Koleksiyonu’nun tasarım anlayışının ayrılmaz bir parçası.
Ürünlerin hikayelerini keşfedin
Bağ Koleksiyonu, Ankara’ya dair hikâyelerin yalnızca anlatıya değil, forma, malzemeye ve kullanıma dönüştüğü bir tasarım sürecinden doğdu. Her ürün, kentin farklı bir belleğinden yola çıktı; kimi zaman bir bozkır bitkisinin rengi, kimi zaman bir gölün yüzeyi, bir bağın bereketi, bir kuşun kanadı ya da antik bir tümülüsün katmanları tasarımın başlangıç noktası oldu. Bu hikâyeler; yerel üreticiler, zanaatkârlar, sanatçılar ve tasarımcılarla birlikte yeniden yorumlandı ve gündelik hayatta kullanılabilecek çağdaş objelere dönüştü.
Aşağıdaki sayfalarda tek tek dolaşarak Bağ Koleksiyonu’nu oluşturan hikâyeleri, bu hikâyelerin tasarıma nasıl taşındığını ve ürünleşme sürecinde kimlerle, hangi malzemelerle, nasıl bir araya geldiğini keşfedebilirsiniz.
Trio Renkler
Saklı derelerin, bozkır renklerinin ve toprağın altında akan hafızanın peşinde.
Hikayeyi Keşfedin
Trio Bozkır
Sessiz görünen bozkırın renkleri, bitkileri ve dirençli doğasıyla kurulan bağ.
Hikayeyi Keşfedin
Duo Nallıhan
Renkli tepelerin, vadilerin ve kuşların göç yollarının açtığı katmanlı dünya.
Hikayeyi Keşfedin